Nedir.Org *
Zeus

Mitoloji Nedir

Okunma : 11848
Mitoloji yani efsane bilimi.. Mitoloji kelimesinin Türkçe karşılığı söylen bilim veya söylence bilimidir.

Mitoloji (Yunanca: μυθολογία, μυθος [mithos] yani “söylenen ya da duyulan söz” ve λογος [logos] yani “konuşma” kelimelerinin birleşiminden oluşmuş olup), Eski Yunan'da “geçmişte söylenenlerin tekrar edilmesi” gibi bir anlam barındırmaktayken zamanla Doğu dilllerinde efsane Batı dillerinde ise mit anlamı kazanmıştır.

Mitoloji Resimleri

Mitoloji Sunumları

  • 4
    Önizleme: 6 ay önce

    Mitoloji Nedir

    (Göster / Gizle) Sunum İçeriği: Düz metin (text) olarak..
    1. Sayfa
    MİTOLOJİ Ders 1 İçerik: Kavram olarak mitolojinin etimolojisi ve anlamı; Mitos, Epos, Logos; Herakleitos’un Logos Tanımı; Mitoloji kuramlarıyla ve kuramcılarına genel bakış ve enstantaneler; Mitlerin yaratılma nedenleri ve ilk örnekleri; Yunan mitolojisine giriş; Sanatsal yaratım süreci içerisinde mitlerin kullanımları; Eski Yunan ve Roma Sanatında Mitler; Rönesans’tan Modern Sanata Mitler; Azra Erhat “İşte İnsan”: Psykhe, Thymos

    2. Sayfa
     Kaynak: Hesiodos Eseri ve Kaynakları; Sabahattin Eyüboğlu, Azra Erhat Mitologya; Behçet Nectigil Antik Yunan’da Mitoloji Masallar ve Söylenceler Rosa Agizza Bibliotech Felsefe Sosyal Bilimler Dergisi Ekim/Kasım/Aralık 2008 University of Wisconsin-Milwaukee Ders İçerikleri Mitoloji Sözlüğü; Azra Erhat Mitoloji ve İkonografi; Bedrettin Cömert Öneri: Medea; 1969; Yönetmen: Pier Paolo PasoliniPrometheus; (1998); Yönetmen: Tony HarrisonEros; (2004) Michelangelo Antonioni

    3. Sayfa
    Teogoni: Tanrıların meydana gelişi hakkında bilgiKozmogoni: Yaradılış; Evrenin oluşumu

    4. Sayfa
    I. MİTOS ve MİTOLOJİ “Önce söz vardı. Ve söz Tanrıydı” Eski Yunan dilinde söz kavramını veren üç ayrı sözcük vardır: Mitos, epos ve logos.Mitos: Söylenen veya duyulan sözdür. Masal, öykü, efsane anlamına gelir. Mitoslar kayıt altına alınmadığı için, güvenilirlikleri konusunda şüpheler söz konusudur. Bu nedenle tarihçi Heredot mitosların güvenilir olmadıklarından ötürü, tarihi değeri olmadıklarını söyler. Platon da yine Heredot gibi mitosların gerçeklerle ilişkisiz olduğunu söylemiştir.

    5. Sayfa
    MİTOS ve MİTOLOJİEpos: Belli bir düzen ve ölçüye göre söylenen, okunan sözdür. Ozanın sözünü tanımlayan epos şiir, destan, ezgi anlamına gelmiştir. Mitos anlatılan öykünün içeriği olarak düşünülürse, epos da onun ölçülü halidir. Eposun güzelliği, mitos’un etkisini arttırır.Logos: “Logos kelimesi ‘önemli birşey söylemek’ anlamındaki lagein’den türetilmiş bir sözcük. Lagein sözcüğünün kökü leg ’akılla kavramak’ anlamındadır. Bu yüzden bu üç sözcük aslında iç içe geçmiştir. Logos’u, dünyayı akılla kavrama biçimini taşıyan mitos, taşıdığı iletinin güvenirliğe dair sanı yaratmak ve taşınan bilginin ömrünü uzatmak için belleği tetikte tutacak bir şiir, bir ezgi ile yani epos ile dile getirilir. Söz merkezli, sözün egemenliği altındaki bir dünyada mutlaka logos, mitos, epos birlikteliği vardır, çünkü ancak bu birliktelik sözün egemenliğinin sürdürücüsüdür.” (bkz: kaynak metin)Bibliotech Felsefe Sosyal Bilimler Dergisi Ekim/Kasım/ Aralık 2008, Sayı 6, Göksel, Nil, “Logos’u Unutmak” Syf:25

    6. Sayfa
    I. MİTOS ve MİTOLOJİPresokratik filozoflardan Herakleitos’a göre insanın bedeninde ve ruhunda bir logos bulunduğu gibi, evrenin ve doğanın da logosu vardır. Logos insanda düşünce, doğada kanundur, her yerde ve herşeyde vardır, ortaklaşa ve tanrısaldır. Mitos, çok tanrılı bir dinin tanrıları üstüne anlatılan efsane, mitoloji de bu efsanelerin bir araya geldiği kitap olduğuna göre, mitoloji ilkçağın din kitabı mıdır? Değildir. Mitoloji hiçbir zaman bir inanç sistemi seviyesine gelmemiştir. Mitolojinin dinlerde olduğu gibi bir sistemi ve yöntemi yoktur. Her ozan ve anlatıcı tarafından değiştirilmiş ve başka başka biçimlerde yeniden dile getirilmiştir. İlkçağda mitoslar din adamlarının değil, daha çok sanatçıların uğraşıları olmuşlardır. Mitosların yaratıcıları söz ustalarıdır.

    7. Sayfa
    I. MİTOS ve MİTOLOJİPlaton; Devlet (511e) Bölünmüş Çizgi Analojisi

    8. Sayfa
    II. Mitoloji Kuramlarıyla ve Kuramcılarına Genel Bakış ve EnstantanelerMit*: Mit, sosyal bilimlerde genelde insanlık, toplumsal hayat, doğa ve evrenin anlamına dair yaygın inançları içeren, doğaüstü varlıkların yer aldığı kutsal anlatıları ifade eder. Psikolojik, işlevselci, yapısalcı ve siyasal mit kuramlarından bahsedilebilir.Evrim ve kültürlerin dağılımıyla ilgilenen 19.yy antropologları, bilimsel olmayan düşünceler ve tarihsel olayların bitmemiş kayıtları olarak yorumladıkları mitlerin köklerini ortaya koymaya çalışmışlardır. Sigmund Freud’un geliştirdiği psikanalitik yaklaşımlar mitlerde evrensel ruhsal çatışmaları (bastırma, ensest tabusu, kardeş kıskançlığı, Ödipus kompleksi) ya da “kolektif bilinçdışı”†kaynaklı geleneksel imgeleri (Jung 1964) araştırmaya eğilimli olmuştur.* Mit: Modern Toplumsal Düşünce Sözlüğü; Editör: William Outhwaite; İletişim Yay.; 2008; syf 499† Ortak (Kolektif) Bilinçdışı: … Örneğin, bir insanın yılandan ya da karanlıktan korkması için yılanla karşılaşmış ya da karanlıkta kalmış olması gerekmez. Yılandan ya da karanlıktan korkma eğilimleri, atalarımızın kuşaklar boyu yaşantıları sonucu bize aktarılmış ve beyin dokumuza işlenmiştir… Bir başka deyişle kolektif bilinçdışının evrimi, tarih boyunca insan bedeninin geçirmiş olduğu evrimle özdeş biçim de açıklanabilir. Zihnin işlevlerinin organı beyin olduğuna göre, kolektif bilinçdışının oluşumu da beynin evrimine doğrudan bağlıdır. Gerek bilinç ve gerekse bilinçdışı insanın yaşantılarının bir ürünüdür. Jung ise çevreyi zihnin işleyiş biçiminin tek belirleyicisi olarak kabul eden görüşleri yıkmış, kalıtım ve evrimin beden yapısında olduğu gibi ruhsal yapıda da bir iz bıraktığı görüşünü savunmuştur. Jung’a göre insan zihni, onun evrimi tarafından biçimlendirilmiştir. Dolayısıyla birey geçmişiyle bağlantılıdır. Bu bağlantı yalnızca çocukluğunu değil, kendi türünün geçmişini ve hatta tüm insanlık evrimini içerir. Psişeyi evrim sürecinin içine yerleştirmiş olması, Jung’ un psikoloji alanına yapmış olduğu en önemli katkıdır.

    9. Sayfa
    II. Mitoloji Kuramlarıyla ve Kuramcılarına Genel Bakış ve EnstantanelerMalinowski’nin temsil ettiği işlevselci akım, bu kuramlara getirdiği eleştiride, bu türden yaklaşımların mitleri toplumsal bağlamlarından kopardığını söyler. Malinowski’nin Trobriand adasında yaşayanlarla gerçekleştirilen ampirik(deneysel) çalışmalardan çıkardığı sonuca göre, “ilkel bir kültürde mitin vazgeçilmez bir işlevi vardır”: Mit, grup normlarını, koruyucu kuralları ve ahlakı kodlayan ve güçlendiren, toplumsal bağları geliştiren canlı bir inancın ürünüdür.Daha yakın tarihlerde yapılan çalışmalar; örneğin Leach ve Aycock (1983), Douglas(1975) ve Barthes’ın (1957) çalışmaları Yapısalcılık’ın, özellikle de Lévi Strauss’un (1964-1972) büyük ölçüde etkisi altındadır. Psikanaliz ve dilbilim çalışmaları çerçevesinde geliştirilen kuramlardan yararlanan Lévi Strauss, mitleri varolan toplumsal düzenlemelere açıklamalar getiren ya da meşruiyet kazandıran eylemlerin belgeleri olarak değil, işaret sistemleri olarak yorumlar; bunlar anlamı kodlanmış ve anlatı yüzeyinin altında konumlanan bir dili oluşturmaktadır. Mitler, tüm insan toplumlarının altında yatan temel çelişkileri görünür kılmak ve genele yansıtmak için kullanılan bilişsel araçlardır; ikili zıtlıklar (anne/baba; doğa/kültür; kadın/erkek; çiğ/pişmiş) dizgesini oluşturan ve insan aklının temel kategorilerini yansıttığı düşünülen simgesel unsurları durmaksızın yeniden birleştiren her bir mit, evrensel temalar üzerine bir çeşitlemedir.

    10. Sayfa
    II. Mitoloji Kuramlarıyla ve Kuramcılarına Genel Bakış ve EnstantanelerMit terimi, siyaset biliminde zaman zaman siyaset felsefesini, ideolojiyi ve dini kapsayan geniş bir anlamda kullanılmaktadır. Bu gelenekten en önemli yazar Sorel’e göre mitler, bir halkın, partinin ya da sınıfın çabalarını siyasal eyleme yönelmelerini sağlayan tüm duyguları içgüdüsel olarak harekete geçirebilen imgelerdir. Sorel’e (1906) göre, tüm önemli toplumsal hareketler, insanları bir nedene bağlayan ve bu nedenin etrafında birleştiren idealizmin kaynağı olan mitlerin peşinde koşulmasıyla gerçekleşir. Mitlerin genel bir ideolojinin içinde yer eden temel bir unsur olduğu düşüncesi, Mussolini’nin yaşayan bir inanç biçimi olarak faşizm kavramsallaştırmasında da yansı bulmuştur. Siyasal mit, bir seferberlik aracıdır; kurtuluş ve selamet yönünde daha net ve zorlayıcı bir görünüşü olduğundan mit yapımcılarını soyut ilkelere dayalı savlardan çok daha fazla cezbeden irrasyonel güdüleri kutsar.

    11. Sayfa
    III. İlk Uygarlıklar ve Mitlerin Ortaya Çıkışı / İlk Örnekler Doğa ve insan ayrımı, bir arabulucu olarak, sembolik kültürü beraberinde getirmiştir. Sembol bu ayrımı ortadan kaldırmak üzere ortak bilince hizmet edecektir. Goldschmidt “sembolik dünyanın inşasındaki gizli boyutun zaman olduğunu söyler. J.Zerzan insan doğadan kopmadan önce zaman diye bir şey yoktu diyor. “Bu can alıcı şeyleşme-zamanın başlangıcı-ilk günahı; yani yabancılaşmanın ve tarihin başlangıcını teşkil eder”. (Zerzan, 2004:43) Semboller bir anlamda birbirinden ayrılan insan ve doğa arasında düzeni sağlamışlardır. Yitirilmiş olan bütünlük∗, semboller vasıtasıyla uygar insan tarafından yeniden oluşturulmaya çalışılmıştır. Lévi-Strauss mitik düşüncenin, her zaman, karşıtların farklılığından, onların çözümlenişine doğru ilerlediğini ifade etmektedir. Levi-Strauss, Yapısalcı Antropoloji’de “Simgesel evrenin işlevi gerçekte yaşanan çelişkiyi düşsel düzeyde düzeltmektir” demektedir. Mitler uygarlıkların başlıca malzemesi olmuş ve düzeni sağlamıştır. ∗ Yitirilmiş bütünlük aynı zamanda yitirilmiş cennete veya kayıp cennete işaret etmektedir. Yani bu kayıp cennet Adem’den önceki tarih öncesi insanın yaşamıdır. Adem’in kovuluşu bu bütünlüğün dışında kaldığı anı göstermektedir. Nitekim Adem ve Havva’nın çocukları Habil ve Kabil’i hatırlarsak Kabil çiftçidir, Habil ise çobandır. Bu meslekler bize tarımı ve hayvanların evcilleştirilmesini hatırlatmaktadır.

    12. Sayfa
    III. İlk Uygarlıklar ve Mitlerin Ortaya Çıkışı / İlk Örnekler On dokuzuncu yüzyıl dil bilimcisi Müller mitolojiyi “dilin bir hastalığı” olarak tanımlamıştır; şeyleri doğrudan tanımlama imkânına sahip olmayan dil düşünceyi deforme etmektedir.“Mitoloji kaçınılmazdır, doğal bir olgudur ve dilin içkin gerekliliklerinden biridir…[Mitoloji] dilin düşünce üzerindeki karanlık gölgesidir ve dil tamamen düşünceyle eşitlenmediği sürece ki bu imkânsızdır, bu gölge asla kaybolmayacaktır.” (ZERZAN, 2004:77)

    13. Sayfa
    Yunan MitolojisiHesiodos’un Theogonia’sında tanrıların doğuşu ve birbirini izleyen soyları anlatılmaktadır. Hesiodos, önce kaos vardı der fakat kaosu tam olarak açıklamaz. Bazı teogonilerde kaos gece olarak düşünülmüş ve geceden açığa çıkan kozmik yumurtadan bahsedilmiştir. Kozmik yumurtanın ikiye ayrılmasıyla toprak (Gaia), Gök(Uranos) oluşmuş ve Eros meydana gelmiştir. Hesiodos’un teogonisine göre ise Kaos’tan, önce Gaia yani toprak çıkmıştır. Yine Hesiodos, evrenin yaradılış sürecinde ortaya çıkan ilk ilke olarak Eros’u göstermiştir. Eros birleşme ilkesi olarak tanımlanmış fakat bazı çevirilerde sevgi ve hatta aşk tanrısı olarak da yorumlanmıştır. Eros yaradılışta ortaya çıkan toprak, gök, gece gibi diğer ilk unsurlar kadar net açıklanamamaktadır. Sonra kaos’tan yer altı karanlığı olan Erebos ve yerüstü karanlığı olan Nyks yani gece meydana gelmiştir. Hesiodos ilk tanrıların ortaya çıkışını anlatırken “parthenogenesis” yani kendi kendine doğurma ilkesine uymuştur. Yaradılışta adı geçen Uranos göğü simgeler. Birinci kuşak tanrılar Gaia ve Uranos’tur. Uranos(gök), Gaia’dan(toprak) olan tanrıları doğar doğmaz “toprağ’ın bağrına tıkar”. Bir güç savaşı söz konusu olacağı için bir kuşak kendisinden sonraki kuşağın gelişimine izin vermez. Bu nedenle Uranos, Gaia’dan olan çocuklarını yok etme eğilimindedir. Uranos’u iktidardan düşüren oğlu Kronos(zaman) olmuştur. Kronos annesi Gaia’nın eline verdiği tırpanla babası Uranos’un hayalarını kesmiş, Uranos’un denize saçılan spermlerinden aşk tanrıçası Aphrodite doğmuştur. İkinci kuşak tanrılar Kronos (zaman) ve kardeşi Rheia’nın birleşmesinden doğar. Bu tanrılardan bazıları yer altı tanrısı Hades, bereket tanrıçası Demeter ve Zeus’tur. Kronos da babası Uranos gibi iktidarını korumak amacıyla doğan çocuklarını, yutarak yok etmektedir. Kronos’un bu eyleminden kurtulan Zeus olmuş ve o da aynı şekilde babasını iktidardan düşürmüştür. Böylelikle üçüncü kuşak tanrıların egemenliği kurulmuştur. Zeus, Uranos gibi Gök tanrı diye adlandırılan doğanın kendisi değildir. Zeus’la birlikte Yunan panteonu, insanların yeryüzündeki hareketliliğine benzer bir hareketliliğe sahip olmuştur. Zeus Yunan panteonunda yer alan diğer tanrı ve tanrıçalara da insanlara hükmettiği gibi hükmetmektedir. Bu da demektir ki Zeus’la birlikte, doğaya da hükmeden bir tanrı tipi ortaya çıkmıştır. Zeus Uranos gibi doğanın kendisi değildir. Zeus doğaya hükmeden, doğanın üstünde bir yaratıcı, kural koyucu olarak düşünülmüştür.

    14. Sayfa
    Yunan MitolojisiRhapsodist Theogonia’sına (M.Ö. 4.-5.yy) göre, Zeus ilk tanrıça olan Nyks’e (Gece) “ölümsüzler üzerinde güçlü bir egemenliği” nasıl kuracağını ve evreni “her şeyin bir, ama parçaların ayrı” olabileceği şekilde nasıl düzenleyeceğini sorar. Gece ona kozmosun esaslarını anlatır. Bu esasların başında insanlara hükmedebilmek üzere eros, kader ve ölüm gelmektedir. Nyks, Zeus’a altın halattan söz eder. Altın halat tanrıların dokuduğu yaşam süresini temsil etmektedir. Zeus bu halatla insanların onu yere çekemeyeceğini fakat kendisinin dilediği zaman onları dünyadan alabileceğini söyler. “Bu insanın elinde kendi sınırlarından başka bir şey yoktur.” (Eliade, 2003:320) Sınırlı yapı, insanın bir güç tarafından önceden belirlenmiş kaderi ve ölümlü varoluşuyla ilişkili gibi görünmektedir. Nihai kader ve beraberinde gelen kaygı kavramı Yunan mitolojisinde önemli bir yer tutmaktadır.

  • 2
    Önizleme: 6 ay önce

    Mit Mitoloji Mitoslar

    (Göster / Gizle) Sunum İçeriği: Düz metin (text) olarak..
    1. Sayfa
    Mitoslarstyle.visibilityppt_xppt_y

    2. Sayfa
    MİT(MİTOS) NEDİRTarih öncesi devirlerde tanrılar veya tanrılaştırılmış insanlar hakkında söylenerek zamanla inanış halinde gelen efsaneye mitos denir.style.visibilityppt_wppt_hppt_xppt_ystyle.visibilityppt_wppt_hppt_xppt_y

    3. Sayfa
    MİTOSLARIN OLUŞUMUİnsanlar ilk cağlarda tabiat olaylarına karşı korku ve hayranlık beslemeye başlamışlardı. Ve bu nedenden onları ölümsüz tanrılar olarak kabul ettiler.Ve onlar hakkında hikayeler anlatmaya başladılar.1style.visibilityppt_wppt_hppt_xppt_ystyle.visibilityppt_wppt_hppt_xppt_y

    4. Sayfa
    Tarih öncesi çağlarda insanlar yaradılışlarını merak ettiler ve bunlarla ilgili hikayeler anlatmaya başladılar. Zamanla bu hikayeler halk arasında bir inanış haline geldi.Böylece mitler oluştu.2style.visibilityppt_wppt_hppt_xppt_y

    5. Sayfa
    MİTİN ÖZELLİKLERİMit kutsal bir hikayeyi içerir. İlkel zamanlarda meydana gelmiş bir olayı anlatır.Mitte har zaman bir yaratma söz konusudur.Bazı şeylerin nasıl meydana geldiğini ve oluştuğunu ele alır.style.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibility

    6. Sayfa
    Mitlerdeki karakterler olağanüstü varlıklardır. Onların ne yaptıkları çok eski zamanlarda “Başlangıç” zamanında biliniyordu.Mitler bu kahramanların yaratıcılıklarını gösterir.Onların kutsal ve olağanüstü oluşlarını açıklar.style.visibilitystyle.visibility

    7. Sayfa
    Mitler içinden çıktıkları toplumun çeşitli konularda neler düşündüklerini belirtirler.Mitler tarihi dönemlerden meydana geldikleri için bu dönemlerin tarihi, edebiyatı hakkında bilgi edinmek mümkün olur. Mitler, çeşitli kutsal, olağanüstü değerleri açıklarlar.bütün bunlar dünyayı kuran ve bugüne kadar getiren gerçek değerlerdir. style.visibilitystyle.visibility

    8. Sayfa
    Mitlerin meydana geldiği zamanlarda yazı yoktu.Bu mahsuller sözlü olarak nesillere intikal eder.Ancak yazıya geçirildikten sonra kalıcı olurlar.Yazıya geçirilme esnasında onu kaleme alanın edebi şahsiyeti metnin oluşumunda rol oynar ve yeni ilavelerde bulunur. Yazar kendisinin ve çevresinin çeşitli konulardaki düşüncelerini yansıtır. style.visibilitystyle.visibility

    9. Sayfa
    Mitler olağanüstü varlıkları konu edindikleri için masallara kaynak olmuşlardır.Kutsal saydıkları ve inanç unsurlarını ihtiva ettikleri için de mitolojik kaynaklı efsanelerin ortaya çıkmasına sebep olmuşlardır.Mitlerin en önemli vasıflarından biri de icra edilmeleridir.Bu,anlatının oyunun sahneye konulması şeklinde olur.style.visibilitystyle.visibilitystyle.visibility

    10. Sayfa
    Dini-mitik bir senaryo hazırlanır, merasimler bu senaryo ile icra edilir.Bu merasim sırasında kutsal sözler ve şarkılar söylenir.Bu bakımdan mitler şiirin, güzel konuşmanın tiyatronun , musikinin ve dansın kaynağını teşkil ederler.Giriş törenlerinden olan ölümle , sonsuzluğa giriş – ölümle ilgili törenlerde okunan acıklı şiirler ağıtların da kaynağını oluşturmaktadır. style.visibilitystyle.visibility

    11. Sayfa
    Modern toplumlarda da mitlerin kalıntıları devam eder.Kutsal ve olağanüstü hikayeleri kalmadığı için inanç şeklinde varlıklarını sürdürürler.Bugün hala yaşayan mitik dönem kalıntısı inançlara birkaç örnek gösterebiliriz:style.visibility

    12. Sayfa
    Büyüde ve büyücülükte yuvarlak şekillerin çizilmesi, Uğurlu uğursuz günler, Uğurlu uğursuz hayvanlar gibi……Bazı ziyaretlerin etrafındaki ağaçlara bez bağlanması, Ziyaret ve yatırların etrafında 3,7,40 kere dönülmesi, ÖRNEKstyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibility

    13. Sayfa
    Mitler kutsal sayıldıkları için toplumun manevi değerlerini saklar ve korurlardı.İlkel toplumlar için mitler, tanrılar ve onlarla ilgili kutsal olayları ihtiva ettiklerinden yaptırım güçleri çok fazladır.Bu toplumlar için mit, din ve kanun mertebesindedir.style.visibilitystyle.visibility

    14. Sayfa
    Halk arasında hâlâ yaşayan batıl itikat veya hurafe denilen şeylerin kaynağını mitlerde aramak gerekir. style.visibilityppt_wppt_h

    15. Sayfa
    Gerçek hikayeler mutlaka dünyanın başlangıcı ile ilgilidir.Kahramanlar ilahi varlıkladır.Olağanüstü özellikleri vardır.Cennete veya gökyüzüne aittirler.İkinci olarak bu hikayelerde milli kahramanların harikulade maceraları anlatılır.Mütevazi bir ailenin çocuğu halkının kurtarıcısı olur, onları canavarlardan, kıtlıktan,açlıktan kurtarır.kutsal ve olağanüstü unsurlara hakimdir.Her zaman her yerde anlatılır. GERÇEK HİKAYELERstyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibility

    16. Sayfa
    MİTLERMitlerde din dışı unsurlar bulunur.Bu özeliğinden dolayı mitlere saygı gösterilir.Birçok kabilede kadınların ve çocukların önünde mitler anlatılmaz.Mitler sadece kutsal sayılan zamanlarda söylenir. Genellikle hayvanların, bitkilerin kaynağını anlatır. Bugünkü insanın ne olduğunu, nasıl yaşadığını, hangi kanunlara göre yaşadığını, hangi şartlarda çalıştığını anlatır. style.visibilitystyle.visibilitystyle.visibility

    17. Sayfa
    Genel olarak mitler şu özellikleriyle ile tanınırlar:Olağanüstü varlıkların tarih içindeki davranışları Bu tarihin gerçek oluşu Her zaman bir yaratmanın mevcut olması Miti bilen onun kaynağını da biliyor demektir.Böylece kaynağı bilinen şey kontrol altına alınmış ve arzu edildiği kadar o şeyi çoğalmak imkanı da elde edilmiş olur.Her ne olursa olsun miti yaşayan ve yaşatan bir kimse kutsal sayılır.style.visibilitystyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_h

    18. Sayfa
    MİT ÖRNEKLERİstyle.visibilityppt_wppt_h

    19. Sayfa
    ALTAYLILARDA KUTSAL TAŞLARAltaylılarda kıyamet tasvirinde denizin dibinde dokuz çatallı bir kara taş vardır.Denizlerin büyük çalkantılarla suları ayırıp dipleri göründüğü zaman bu korkunç taş da görünerek dokuz yerinden ayrılacaktır.Yağmur taşı ”Yada Taşı” yağdığı yağmurlarla yaratıklara bitkilere hayat vermiştir.style.visibilitystyle.visibilitystyle.visibility

    20. Sayfa
    YA DA TAŞININ ÖZELLİKLERİBazı taşlar çocuk doğurtur, bazıları da kısırlık yaparlar.ÖRNEK:Bir kadın çocuk doğurmak istemezse taşı kızdırır, içinden aldırır, un haline getirir, cevizle karıştırır yer.Artık bir daha çocuk doğurmaz.Zümrüt taşı denilen taşlarda çocuğun rahat doğmasını sağlamış olur.Doğurmakta zahmet çeken kadın bir taşı sağ oyluğuna koyarsa hemen doğurur. style.visibilitystyle.visibilitystyle.visibility

    21. Sayfa
    Harezm taşı denilen bir taş vardır.Bu sihirli bir taştır.Kum hastalığına, mide zayıflığına ilaçtır.Bu taş suya atılır ve suyu içilirse hasta iyileşir.Çiçek hastalığı da yine taşla tedavi edilir. style.visibility

    22. Sayfa
    LEBED TATARLARINA GÖRE DÜNYANIN YARATILIŞIÖnce her taraf su idi.Tanrı suya ak bir kuğu kuşu göndererek bir gaga dolusu su getirmesini emretti. Fakat suya daldığında kuğunun gagasına bir toprak yapışmış olduğundan kuğu bunu üfleyerek fırlattı.style.visibilitystyle.rotationppt_wppt_wppt_hppt_xppt_yppt_ystyle.visibilitystyle.rotationppt_wppt_wppt_hppt_xppt_yppt_y

    23. Sayfa
    Toprak parçaları küçük toz zerreleri şeklinde suya düşerek onun üzerinde yüzmeye başladılar.Bu tozlar büyümek ve yayılmak suretiyle yeri meydana getirdiler.Fakat arazi yassı ve düzdü. Tanrı gagası ile toprağı karıştırsın diye arzın üzerine bir kuş gönderdi. Bu yüzden arzın üzerinde dağ ve vadiler meydana geldi. Fakat güzel ve ağaçsız arazi şeytanın hoşuna gitmedi.O da bataklıklar ile birlikte kara ormanı yarattı.style.visibilitystyle.rotationppt_wppt_wppt_hppt_xppt_yppt_ystyle.visibilitystyle.rotationppt_wppt_wppt_hppt_xppt_yppt_y

    24. Sayfa
    Burada yaşayan insanlar fakirdi ve geçinmeleri zordu. Tanrı önce arzın üzerine yalnız başına yaşayan bir insan yarattı . Bu insan bir erkekti bir gün uyurken şeytan onun göğsüne dokundu. Bunun üzerine erkeğin kaburgalılarından bir kemik büyüyerek yere düştü, daha fazla uzayınca kadın meydana geldi. style.visibilitystyle.rotationppt_wppt_wppt_hppt_xppt_yppt_y

    25. Sayfa
    LEBED TATARLARINA GÖRE DÜNYANIN YARADILIŞININ GÖRÜŞLERİ Lebed tatarlarının menşe mitinde ;Tanrı cisim olarak görülmez.Yaratıcı gücü etkilidir.Yaratmaya yardım eden kuşlardır.Su üzerinde yüzen kuğu kuşlarıdır.Tanrı erkeği yaratır.style.visibilityppt_wppt_hppt_xppt_ystyle.visibilityppt_wppt_hppt_xppt_ystyle.visibilityppt_wppt_hppt_xppt_ystyle.visibilityppt_wppt_hppt_xppt_ystyle.visibilityppt_wppt_hppt_xppt_ystyle.visibilityppt_wppt_hppt_xppt_ystyle.visibilityppt_wppt_hppt_xppt_y

    26. Sayfa
    Kadının yaratılışında şeytanında payı vardır.Tanrıdan gelen şeyler güzeldir.Kötülük şeytandan gelir.Hakim olan sayı ikidir.Önce su ve toprak vardır.Sonra tanrı ve şeytan iki olağanüstü gücü temsil eder.Kadın ve erkek iki defa yaratılırlar.style.visibilityppt_wppt_hppt_xppt_ystyle.visibilityppt_wppt_hppt_xppt_ystyle.visibilityppt_wppt_hppt_xppt_ystyle.visibilityppt_wppt_hppt_xppt_y

    27. Sayfa
    KAF DAĞININ ÖZELLİKLERİMitik devirlerde tanrı yeryüzünü yarattıktan sonra bir taşın üzerine oturmuştur.Tanrı’nın üzerinde oturduğu ve yaratmanın sembolü olan kutsal taşlardır.Dünyanın merkezini meydana getirdiğine inanılır.Kaf dağı da bu yüzden kutsal sayılmıştır.style.visibilityppt_xxshearppt_xstyle.visibilityppt_xxshearppt_xstyle.visibilityppt_xxshearppt_xstyle.visibilityppt_xxshearppt_x

    28. Sayfa
    İnsan hayali bu dağların üzerinde bir de Anka Kuşu’nu düşünmüştür.Kuşlar kanatlı hayvanlardır,uçarlar.Kuşların bilinmeyen esrarengiz bir âlemle bu dünya arasında haber getirip götürdüklerini inanılır. style.visibilityppt_xxshearppt_xstyle.visibilityppt_xxshearppt_xstyle.visibilityppt_xxshearppt_xstyle.visibilityppt_xxshearppt_x

    29. Sayfa
    Kaf dağı’nda da böyle bir kuş oturmakta ve her tarafa hükmetmektedir. Dağlar, onları tanrılar yerli yerine koyduğu için kutsal sayılmışlar, ayrıca yüksekliklerinden dolayı da her zaman saygı görmüşlerdir. style.visibilityppt_xxshearppt_xstyle.visibilityppt_xxshearppt_x

    30. Sayfa
    Mitlerde merkezi meydana getiren dağlar ve taşlar çok önemlidir.Gerek mitik devirlerde meydana gelmiş mitlerde olsun, gerekse daha sonra ortaya çıkan mitoloji parçalarda olsun merkezi meydana getiren taşlar ve dağlara yakın olmak onların oluşmasını sağlamış olan Tanrıya ve Tanrılara yakın olmak anlamına gelir.style.visibilityppt_xxshearppt_x

    31. Sayfa
    Çeşitli taşlarda kutsal sayılmışlardır.Mitolojik anlamını düşünürsek bu taşların neden kutsal olduklarını ve pek çok derdin devası olduklarını daha iyi anlarız.style.visibilityppt_xxshearppt_x

    32. Sayfa
    KAF DAĞININ HİKAYESİYeryüzünün mamur olan dörtte biri ve harap olan kısımları Bahr-i muhit ortasında karpuz gibi dururmuş.Yaratıkların kalabilmesine elverişli değilmiş.Tanrı yetmiş altı bin aktı yüz yetmiş üç dağ yaratıp bunlarla arzı yerinde durdurmak istemiş yine arz sükunete erişememiş.Nihayet bir melek Tanrı’nın emri ile cennet derelerinden lacivert cevher çıkarıp yerin etrafına bastırmış.Bundan Kaf Dağı peyda olmuş. Kaf Dağı zeberced renginde imiş, gözün akı karasını nasıl sarmışsa Kaf Dağı da arzı öyle olmuş.style.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    33. Sayfa
    KAF DAĞI “Bazılarının kanaatine göre arz kendi kendine dönmez….Bu cinsten bir desteğe ihtiyacı vardır.Eğer kaf dağı mevcut olmasaydı arz durmadan sarsıntılar geçirir, hiçbir yaratık orada yaşayamazdı. “Kaf dağı arzın bütün dağlarının anasıdır.Diğer dağlar Kaf dağı’na yeraltı dalları ve damarları ile bağlıdır.Tanrı bu bölgeyi yok etmek isteyince bu dağlardan birini harekete geçirirdi.Bu durumda yer sarsıntısı yapardı..” “Başka bir halk inancına göre de böyle bir sarsıntı hadisesi arzı taşımaktan yorulan öksüzün silkinmesinden ileri gelmektedir.” “Meşhur Anka kuşu bu dağın üzerinde durur, oradan her tarafa hükmeder.” style.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    34. Sayfa
    Kaf dağı insanlar tarafından aşılması imkansız bir bölge ile dünya kursundan ayrılmıştır….” “Dünyanın etrafını çepçevre El-bahr-il-muhit yahut okyanus denilen, gemilerin geçmediği tamamen veya kısmen zifiri karanlıklara gömülü ve kimsenin kıyısını görmediği müteaffin bir su tabakası ile kaplıdır….Bu su tabakasından sonra kaf dağı, herşeyi karayı ve denizi bir kuşak gibi çevreler. Bazı tasvirlere göre asıl Kaf dağı’nın istinat ettiği kaya bir çeşit zümrüttendir.style.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    35. Sayfa
    LEBED TATARLARINA GÖRE BAZI OLAĞANÜSTÜ VARLIKLARLebed tatarlarına göre dünyayı idare eden tanrılardan iyi olanlar gök yüzünde kötü olanlar ise yer altında bulunurlar ve hepsi bir aileden gelmektedir.Tanrı Ülgön ilk cet olarak nitelendirilir.Demek ki yeryüzündeki insanlar da onun soyundan gelmektedir. style.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    36. Sayfa
    KARAORMAN TATARLARINAGÖRE ATEŞİN BULUNMASITanrılar arasında neşeli bir senaryo hazırlanarak ateşin kaynağı anlatılmaktadır.Ateş insanların yaşaması için gerekil olan dört asil unsurdan birisidir.Bu unsuru insanlara hediye eden de tanrılardır. style.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    37. Sayfa
    Tanrı Kuday yaşlı ve sakallı bir insan şeklinde düşünülmektedir. Ülgön’ün üç kızı onunla şakalaşırlardı.Bu olaylar yeryüzünde olmaktadır.İlk insan düşüncesi tanrıların ilk zamanlarda kendi aralarında yaşadıklarını kabul etmektir.İnsanların yaşaması için gerekli olan ateşin kaynağı da insanlara tanrı gösterir.Demir ve taş ateşin ana maddesidir.style.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    38. Sayfa
    Bu mitte ateşin bulunması çok akılcı bir şekilde olmuştur.Taş demire sürülerek ateş bulunmuştur. Başka mitolojilerde, mesela Grek mitolojisinde ateş Promete tarafından tanrılardan çalınıp insanlara hediye edilmiştir.Burada ise tanrılar insanların üşümemeleri için onlara ateşin nasıl yakılacağına kendileri gösterirler.style.visibilityppt_xppt_y

    39. Sayfa
    KARAORMAN TATARLARINA GÖRE İNSAN VE KÖPEKÇok eskiden Payana insan yaratmıştı. Fakat ona ruh veremiyordu.O can istemek maksadı ile büyük Kuday’a gitti.Fakat köpeğe: “Sen burada kal, havla ve dikkat et ” diyerek kendisi gitti.Köpek orada kaldı.Bunun üzerine Erlik gelerek kandırmak maksadı ile onunla konuşmaya başladı. “Senin kılların yok, ben sana altın kıl vereceğim, sen de bana cansız insanı ver “dedi. style.visibilityppt_wppt_hppt_xppt_ystyle.visibilityppt_wppt_hppt_xppt_y

    40. Sayfa
    Köpek altın kılları elde etmek maksadı ile insanı ona verdi. Fakat baştan başa insanın üzerine tükürdü. İnsana can vermek maksadı ile Kuday geldiği zaman Erlik kaçtı.Kuday üzerine tükürülen insana baktı. Fakat onu temizleyemedi ve ters çevirdi.Bu yüzden tükrük insanın içinde kaldı.Kuday köpeği döverek şöyle dedi. “ Köpek sen fena olacaksın, insan sana ne isterse yapacaktır, seni dövecektir, öldürecektir.Sen tamamıyle bir köpek olacaksın.” dedi.style.visibilityppt_wppt_hppt_xppt_y

    41. Sayfa
    HAZIRLAYAN NAGİHAN USLU 10-FRECEP TANRIVERDİ LİSESİ-SAMSUNstyle.visibilityppt_xxshearppt_xstyle.visibilityppt_xxshearppt_xstyle.visibilityppt_xxshearppt_xstyle.visibilityppt_xxshearppt_xstyle.visibilityppt_xppt_y

Mitoloji Soru & Cevap

Bu yazı hakkında ilk soru soran sen ol..

Mitoloji Ek Bilgileri

  • 0
    3 hafta önce

    Mitoloji Nedir?
    Mitleri, doğuşlarını, anlamlarını yorumlayan, inceleyen bilim


Sende Bilgi Ekle

Bu yazının geliştirilmesine yardımcı ol.

Yazı İşlemleri
Sponsorlu Bağlantılar
İlgili Yazılar
Sen de Ekle

Sende, bu sayfaya

içerik ekleyerek

katkıda bulunabilirsin.

(Resim, sunum, video, soru, yorum ekle..)
Facebook Grubumuz